YarasaFORUM
18 Şubat 2018, 11:50:03 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: DJ   alımımız devam etmektedir.. Ayrıntılar için TIKLAYIN...

 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kâmil-i İnsan  (Okunma Sayısı 114 defa)
kizilelma
ÜSTEĞMEN
*

Tesekkür sayisi 3
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 220



« : 14 Kasım 2009, 21:50:27 »

Kâmil-i İnsan



Bugün öyle yazmak geliyor içimden. Sanki öylesine dertleşmek bu benim yaptığım. Anlatacak kimse bulamayınca alırım kalemi öylesine elime.

Bazen denizin duru hali olur, bazen hırçın hali. Fırtınalar kopar, şimşekler çakar, gök gürler, yıldırımlar düşer. Sanırım bugün yine denizin o hırçın hali hakim.

Hani; insan güne öyle hüzünlü başlar. Ya da öyle bir his hasıl olur. Bugün sanki öyleydim. Arkadaşımdan gelen bir mail ve Mevlânâ’dan bir rubai. Hemen yazmalıyım bu kafamda oluşanları dedim ve acele cevap yazmak için bilgisayarımın başına oturdum. Öyle doluydum ki koyuldum yazmaya.

Daha giriş bölümünü bitirmiştim ki, başladı gözlerim dolmaya ama devam ettim, ta ki tuşları artık göremez hale gelene kadar.

Ben dayanamam kaldırmaz yüreğim, çok ağır şeylerdi yazdıklarım, bir dönem öyle yaşananlar... Yapılan adilikler, duyarsızlıklar, çıkarcı insan ilişkileri, şerefsizlikler ve benim bitmeyen öfkem vardı.

İşte bunları yazarken, ya da ben öyle çok nadir olan sevdiklerime anlatırken kötü olurum, öyle hırçınlaşırım, isyan ederim, bağırmak gelir içimden, o kötü insanların yakalarına yapışmak ve gözlerinin içine bakmak gelir.

Öyle o insanlar benim gönlümdeki dostlarım gibi güzel olabilseler. Lakin iyi insan ne de az. Yalanın, dolanın, çıkar dostluklarının ne kadar da fazla olduğu bir dünyada yaşıyoruz. İki yüzlüler, hep kendini düşünen insanlar ne de fazlalar. Düşen birine bir tekme de onlar atarlar. Ölsen bakan olmaz.

Bir kez gönül kırdın ise, bu kıldığın namaz değil.
Yetmiş iki millet dahi, elin yüzün yumaz değil.
Bir gönül yaptın ise, er eteğin tuttun ise.
Bir kez hayır ettin ise, birine bin az değil.


Ne de güzel demiş Yunus Emre. Nûruyla yüzyıllardır nasıl da ışık oldu insanlara. Hep boynunu büküp; ’kin bilmeziz’ diyerek. İnsanlara diyar diyâr, dağ bayır geze geze, nasıl da anlatmış;

Ben gelmedim dava için
Benim işim sevi için
Dostun evi gönüllerdi
Gönüller yapmaya geldim

Seni algılayabilenler, seni yüreğinde yaşatanlar biliyorum çok mutlu hissettiler yüzyıllardır kendilerini ve hep daha da okuyanlar öyle hissedecekler. Sen hep insanların gönlüne şırıngayla sevgi verecek, onlara mutluluğu göstereceksin. Onlar hiç kendilerini yalnız hissetmeyecekler. İşte şu an şimdi benim öye hissettiğim gibi.

"Sevenlerimiz bizi toprakta aramasınlar.. Bizim mezarımız dostlarımızın gönlündedir.." Mevlânâ.

Şimdi daha iyi anlıyorum onları ve daha da okudukça, onları araştırdıkça daha da iyi anlayacağım. Artık biliyorum. Onlar ölümsüzler. Hep gönüllerde yeniden doğuyorlar, benim gönlümde doğdukları gibi.

Anlatayım biraz onları fakir hallerimle;

Öyle hoşlar ki, öyle güzeller ki. Onlardan sevgi alırsız. Hep gülen yüzlerini görürsünüz. Nûrlar saçarlar yüreğinize.

’Kin bilmeziz bütün âlem, kim olursa olsun bizim dostumuz’ derlermiş.

Onları eşeledikçe sihirli bir cevhere elim değdi. Dünyam değişti. Hayata bakışım değişti.
Şimdi daha huzur veriyor hayat bana, insanları daha iyi tanıyorum, bazı değerleri de daha iyi algılıyabiliyorum. İyiyi de kötüyü de daha net görüyorum.

İnsanlarda onların vasıflarını arıyor insan. Günümüzde mâneviyat yerlerde sürünüyor. Maddeyi baş tacı yapmışız. Dünya malı önde geliyor. İşte böyle bir ortamda, bu gibi değerlere ilgi duyuyorsanız, ya da bu düşüncede insan arıyorsan; işiniz bir hayli zor...

Çok azlar, hem de çok az.

Gerçekten işte bu insan benim dostum diyebileceğimiz kaç insan olur yaşamımız süresince. Kaç insan?.. Bilemiyorum. Derinlerde bir sızı oluyor... Bu çakan şimşekler ondandır. Ondandır bu baş kaldırı.

Dostlarım... ah canlarım, iyi ki onlar varlar. Hep sararlar kollarını onlar boynuma... Gurbet ellerde yalnız değilim... Onlarla hep sohbetteyim onların ne anlattıkları biter, ne de ben dinlemeye bıkarım...

İnsanlar televizyonda magazin seyrederken, ben öyle onlarla sohbetteyim. Öyle; ’az sonra’ diye bir sürü şarlatanlığı millete gösterirlerken, ben öyle onları araştırırım. O kalitesiz sanatçı bozuntularını, o beş para etmez dizileri seyrettiremezler bana.

Geçen bir kardeşim yazmış... Öyle anlamlı bir söz. Peygamberimiz şöyle demiş;
" İnsan ilim yaparsa âlim olur. Alimim derse cahil olur."

O ilim yapan ve yücelerde duran insanları okuyorum. Hiç’im diyen Mevlânâ’ yı.

"Çok insanlar gördüm üstünde elbise yoktu. Çok elbiseler gördüm içinde insan yoktu." diyor ya Mevlânâ, bunları ilk okuduğumda aylarca etkisinden kurtulamadım .

"Bir şey var bildiğim o da bir şey bilmediğim."Sokrates

Ne güzel bir altın söz bu. Yücelerde asılmış kalmış.

Yaşayıp iz bırakan insanları düşündürdü bu sözler bana. Binlerce sene gecmiş o insanların akıl dolu buluşları, fikirleri, insanlık adına yaptıkları hep insanlara ışık olmuş. Hep fikirleri, yaşarken yaptıkları böyle taktirle anılmalarına sebep olmuş. 2500 sene önceki uygarlıklar... Akıl dolu insan Pisagor. Akedemiyi ilk kuran âlim insan Platon.(Eflatun) Ya da onlardan yüzyıllar öncesinde yaşayan inanışlar ve insanlar. Zerdüşt ... Ah o neydi öyle. Hayatımda okuduğum en değerli kitaplardan biri. Nietzsche beni son derece etkiledi. Böyle buyurdu Zerdüşt.
Hayatı anlatılır ; Amin Yalom yazmış; ’ Nietzsche Ağladığında’ o da harikaydı .

Bunlar işte böyle iz bırakanlar günümüze ulaşanlar.
Yine öğrenmek istediklerimi okudukca öyle mutlu
olacağım.

Mevlânâ’yı okuyacağım . Mesnevide; İnsan-ı Kâmil´i arayacağım. Tasavvuf felsefesinin daha derinlerine ineceğim...

.../Eyy D o s t...!!
Bir gece sahilde, ay ışığında gümüş parıltılarda yakamozları seyredeceksin.
Deniz kıpır kıpır.
Sessizlik...
O gecenin güzelliği çıldırtacak adeta seni.
Sonra bir gün belki benim gibi dağların doruklarında olursun...
Sıra sıra dizilmiş, birbirine yaslanmış öyle dimdik duran dağlara bakar iç geçirirsin.

Ben de böyle dimdik, onurlu, şerefli duracağım
yaşayacağım böylesine güzel bu hayatı dersin.

Hey! hayat...! Bekle beni .. Ben de varım..Ben de....
İşte buradayım..!




FIİKRET ŞİMŞEK
Kayıtlı

Anlatması imkansız olan öylebir anki
Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki
Bak emrediyor Daldığın alemden uyanki
Mutlak seveceksin beni bundan kaçamazsın
HüSeYiN NihAl aTsIz... rUhUmSuN
Stella54
BİNBAŞI
*

Tesekkür sayisi 31
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 791


Heyecan Yaptım .. :))


Site
« Yanıtla #1 : 20 Haziran 2012, 23:14:09 »

Gülümseme
Kayıtlı

djdolunay
ÜSTEĞMEN
*

Tesekkür sayisi 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 137


www.yarasafm.com


« Yanıtla #2 : 22 Haziran 2012, 13:00:05 »

Gülümseme
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC
Simple Audio Video Embedder
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!